Page 67 - SELCUK_BAKIS_54.SAYI
P. 67
gitti dışarı kimse ile vedalaşmadan. Akşam saat milletlerden bize yakınlık gösterenler, hatta
5’te daire kapanınca Ali’yi kontrol eden Alman bunun adının su olduğu şeklinde yana yakı-
yetkili onu binanın dış tarafında yerde çömel- la açıklamak isteyen Yunan işçileri oluyordu.
miş üzgün görünce tercümanı bekleyip sordu 1974 Kıbrıs harekatı sırasında Yunan işçileri ile
neden böyle ağlamaklı olduğunu. Ali olduğu aramızda birkaç sürtüşme olduğunu hatırlıyo-
gibi anlattı, “Ben buraya zaten komşuların ver- rum. Hatta kantindeki bir Yunan benim için ne
diği borç para ile geldim, şimdi nasıl geri gide- dediyse o gün mutfaktaki bıçakları seçip çek-
yim cebimde sadece 3 Lira var“ deyince Alman meceye kilitlemişlerdi. Ben anlamadım tabi,
yetkili Ali’ye yarın yine gelmesini söyledi. Bize zaten Almanca konuşamıyorum ki. Bu benim
anlatıldığına göre Ali’nin samimiyetine ve im- sonradan dolaylı olarak duyduğum.
kansızlığına inanıp durumuna üzülen Alman Türkiye’den gelenlerin sayısı arttıkça bu bize
doktor onun dosyasına -gidince 3 ay içerisinde gurur ve sevinç verirdi. Genelde işçiler Cumar-
dişlerini yaptırması- kaydı ile diye bir not düş- tesi günleri gelirdi Frankfurt’a ilk gelenler. Aca-
müş. Kendisi Bremen’e gitti ve tabii ki dişlerini ba istasyonda bir hemşeri görebilir miyim diye
de yaptırdı. Ama yıllarca “Dişsiz Ali“ diye anıl- farkında olmadan tren istasyonunda kalakalır-
mıştı arkadaş çevremizde.
dım. Bu bizde bir gelenek oluşturmuştu. Farkın-
Amcaoğlu, benden 3 ay sonra geldi Berlin’e. Ben da olmadan Bahnhof denen tren istasyonuna
onunla yıllarca demek ki fırıncılık daha önem- doğru gezeleyerek yürüyüşe geçerdik. Zaten o
liymiş Osman diye dalga geçtim. Trenler ile dönemde Türkçe gazeteler sadece Frankfurt’ta
önce Münih’e ve devamında otobüs ile Frank- tren istasyonunca satılırdı. Gazetelerimizi alır,
furt’a getirdiler. 1971 yılının 5 Mayıs günü bir arkadaşlar ile hasbihal eder ve akşama eve
hastanenin fırın bölümünde çalışmaya başla- dönerdik. İlk yıllarda çocuğumuz bekar oldu-
dım. Dil konusu zor idi ama bana Türkçe–Al- ğundan akşam barakalarımızda toplanır, kimin
manca 20 kelimelik bir kağıt verdiler. Onları odası büyük ise orada bırazcık saz tıngırdatan
ezberlemeye çalışıyorum. Bizden önce Portekiz, kim varsa onun divanında gönül eri olarak top-
İspanyol, Yunan ve İtalya’dan işçiler gelmiş Al- lanırdık. Ancak öyle havaya girer ve gurbetin
manya’ya ama biz Türklerin ilklerindeniz. Diğer kasvetini ancak öyle dağıtabilirdik.
selçukbakış Sayı’54
65

