Page 6 - SELCUK_BAKIS_54.SAYI
P. 6
@sahinmu
Kıymetli okurlar;
Dergimizin bu sayısı ağırlıklı olarak göç ve diaspora konusuna ayrılmıştır. Her ne kadar bugün
insanlık olarak, Korona virisüne bağlı ciddi sağlık sorunları yaşanıyor olsa da, göç ve diaspora
konusu yine sağlık konusuyla da ilgili olarak dünyada sürekli gündemde yerini koruyan bir alan
olmuştur. İnsanlığın yaratılışından itibaren insanlar, coğrafyaya bağlı çeşitli ekonomik, siyasi,
sosyal, sağlıkla ilgili vb. gelişmeler nedeniyle zorunlu olarak ya da isteyerek göç eyleminin içinde
olmuşlardır. Tarihteki büyük Kavimler Göçü, bu yönüyle dünyayı etkileyen temel göçlerden birisi
olarak hâlâ önemini korumaktadır.
On birinci yüzyılda yerleşmiş olduğumuz bu coğrafya, stratejik ve jeopolitik bir öneme sahiptir.
Beylikten İmparatorluğa dönüşmüş 20 milyon metrekarenin üzerinde bir cihan devletinin miras-
çısı olarak bugün Türkiye, göç ve diaospora konusunun önemli muhataplarından birisidir. Ülke-
miz, son yüzyıllarda doğusunda ve güneyinde çatışma ve istikrarsızlıkların yaşandığı Orta Doğu
ve Asya ülkeleriyle, batısında refah düzeyi ve insan hakları standartları yüksek Avrupa ülkeleri
arasında köprü konumunda bulunmaktadır. Orta Doğu’da özellikle komşu ülkelerdeki çatışma,
siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların varlığı, doğu sınırlarının dağlık ve kontrolünün zor olması,
Ege ve Akdeniz’in coğrafî yapısının yasadışı geçişlere uygunluğu gibi nedenlerle Türkiye, Avrupa
Birliği ülkelerine geçmeyi hedefleyen göçmenler için önemli bir geçiş güzergâhı pozisyonundadır.
Özellikle 21. yüzyılın başından itibaren artan ekonomik ve bölgesel gücüyle Türkiye, düzenli ve
düzensiz göç hareketleri için çekim merkezi hâline gelmiştir. Tüm bu etkenler dikkate alındığında
göç, Türkiye’nin ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik yapısını, kamu düzeni ve güvenliğini
birçok yönden etkilemektedir.
Türkiye/Osmanlı, tarih boyunca coğrafi konumu itibariyle göçmenlere kapılarını açan, ihtiyaç du-
yanları koruma altına alan ve dünya kamuoyu tarafından da saygı duyulan, bin yıllık köklü bir
devlet ve göç geleneğine sahip güçlü bir ülkedir.
Coğrafyamızla yakından ilgili olan Avrupa ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa Birliği’nin
oluşum süreciyle birlikte Sanayi Devrimi’nin ve tarihi sömürgecilik sürecinin -güç yüzyılının- sa-
hibi olarak göç ve diaspora konusuna muhatap olan ikinci önemli alanı oluşturmuştur. Kapitalizme
ya da dünyada çıkara dayalı bloklaşmalara dayalı ekonomik dengesizlikler nedeniyle Avrupa’ya
artan ilgi, yeni göç dalgalarını ve buna bağlı olarak yeni diasporaların oluşumunu tetiklemiştir.
Bu olayların yaşanması ve bunlara günümüzde yenilerinin eklenmesi, yabancı ülkelerde yaşayan
selçukbakış Sayı’54 da anılabilecek yeni sosyal örgütlerin ortaya çıkması her iki taraf (yapan ve etkilenen) açısından
aynı topluluktan insanların ekonomik, siyasi ve sosyal bir güç alanını oluşturması, diaspora adıyla
bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir.
ve mültecilere karşı “ulusal savunmadan bölgesel savunmaya” geçmek suretiyle yeni bir strateji
4 Dünyanın farklı yerlerinde yaşanan yeni mülteci krizleriyle birlikte Avrupa aşırı sağı, yabancılara

