Page 26 - selçuk bakış 55
P. 26
oldu. Oysa yapılan araştırmalar tehlike anında ledikçe kaygımız yükseldi, kaygı yükseldikçe
insanın yargılama sisteminin bozulduğunu ve doğru düşünme yetimizde bozulmalar başladı,
kalabalığı takip eden davranışlarının daha fazla salgının ne kadar süreceği belirsizliği uzadıkça
ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Alay edilip kaygılarımız daha da yükseldi. Bu süreçte in-
acımasızca eleştirilerin yapıldığı durumlarda, sanların evine kapanması en çok dünyayı pay-
koşullara uygun olmayan bir başka savunma laştığımız diğer canlılara, doğaya yaradı. İnsa-
biçimimiz bölme (splitting) devreye girdi. Ben nın kötücül, bencil tarafına maruz kalmayan/
ve öteki olarak sorunu dışsallaştırdığımızda, daha az maruz kalan hayvanlar, bitkiler, çev-
ötekine yüklediğimiz risklerden arınmış olduk. re deyim yerindeyse kendine geldi. İnsanların
Deneysel araştırmalar tehlike algısının şiddet- olmadığı “paylaşılan” yaşam alanlarını tekrar
lendiği durumda başkalarının bu riski artırma sahiplendiler. Bu da insanın “doğal” dediğimiz
olasılığına karşı daha acımasızca davranma yaşamının asimetrik kurguladığının önemli bir
eğiliminde olduğumuzu ortaya koymakta. Stre- kanıtıydı.
sin uzun sürdüğü durumlarda sadece fiziksel Ve “normalleşme” süreci... Önlemler azaltıla-
bağışıklığımız değil aynı zamanda ruhsal bağı- rak kademeli normalleşme başlatıldı ve sosyal
şıklığımız da etkilenmekte. Olaylara verdiğimiz mesafe (ki ben fiziksel mesafe ifadesini daha
tepkilerin şiddeti artmakta ve tutarlılığı azal- doğru buluyorum), maske gibi kişisel önlem-
makta. Ne zaman biteceğini bil(e)mediğimiz ve lerin önemi özellikle toplu alanlarda zorunlu
hayati tehlike oluşturabilecek salgın uzadıkça, hale getirildi. Ancak özellikle ilk günlerde bu
alışıldık davranış kalıpları ve toplum normları önlemlerin hiçe sayıldığı, salgının olmadığı
değişmeye başladı. Salgın döneminde bozulan zamanlardakine benzer görüntüler sergilendi.
rutinimizi (iş, ev, sosyal hayat) yeniden kurgu- Kuşkusuz bu sorumsuzluk bozulan ruhsal ba-
selçukbakış Sayı’55 çi eğitimlere, internet üzerinden yapılan canlı öncesi kendisi ve çevresi adına sorumlulukla-
lamaya çalışmak hiç de kolay olmadı. Çevirimi-
ğışıklığımızın önemli bir göstergesidir. Salgın
rını yerine getirme konusunda çok da başarılı
yayınlara doyduk. Kısa süre içerisinde değiştir-
strese uygunsuz adaptasyon çabaları, kontro-
yalnızlığımızla yüzleşmek zorunda bıraktı. Bek-
24 mek zorunda kaldığımız davranış kalıplarımız, olmayan insanlığın, uzun süre maruz kaldığı

